Hayrettin DİLEK
Hayrettin DİLEK

Köşe Yazarı

30. Uluslararası Dede Korkut Şölenleri’nin Ardından: Muhteşem İş Birliği, Kültür Köprüleri ve Geleceğe Dair Yapıcı Notlar

7 dk okuma

26 yıllık bir şölen takipçisi olarak, 30. Uluslararası Dede Korkut Şölenleri... Valilik, belediye ve üniversite iş birliğiyle yakalanan kurumsal başarıyı takdir ederken; 'konsersiz ve mehtersiz' geçen programın yerel halk ve gençlik üzerindeki etkilerini açık yüreklilikle değerlendiriyorum. İşte şölenimizin geleceğine ışık tutmasını umduğum, tamamen yapıcı ve samimi olan analizim...

30. Uluslararası Dede Korkut Şölenleri’nin Ardından: Muhteşem İş Birliği, Kültür Köprüleri ve Geleceğe Dair Yapıcı Notlar

Çeyrek asrı aşan, tam 26 yıllık bir Dede Korkut Şöleni takipçisi ve izleyicisi olarak, bu yıl otuzuncusu düzenlenen şölenleri çok daha farklı bir gözle, önemli bir tecrübenin süzgecinden geçirerek takip ettim. Şehrimizin bu köklü geleneği, her yıl olduğu gibi bu yıl da büyük bir heyecan dalgasıyla başladı.

​Bayburt’un ortak belleği, Türk dünyasının çatı ismi Dede Korkut’un huzuruna çıkılarak, kabir ziyaretiyle başlayan o ilk coşku, şehir parklarından sempozyum salonlarına kadar dalga dalga yayıldı. 30. yılın getirdiği olgunluk, organizasyonun her aşamasında kendini hissettiriyordu.

​Öncelikle hakkı teslim etmekle başlamak gerekiyor: Bu yılki şölenler, kurumsal iş birliğinin ve vizyoner bir ortak aklın nasıl güzel sonuçlar doğurabileceğinin en net kanıtı oldu. Bayburt Valiliği, Bayburt Belediyesi ve Bayburt Üniversitesi üçlüsünün sergilediği muhteşem organizasyon başarı zinciri, takdire şayandı.

​Vali ve belediye başkanı başta olmak üzere, üst protokolün tüm etkinliklerde eksiksiz yer alması organizasyona verilen kurumsal değeri gösteriyordu. Sergilerden panellere, şiir gecelerinden halk danslarına kadar her anın protokol tarafından ilgiyle ve aidiyetle takip edilmesi, şölenlerin ciddiyetini üst seviyeye taşıdı.

 

​RENKLERİN VE KÜLTÜRLERİN ZİRVE YAPTIĞI YIL

​Geriye dönüp baktığımda rahatlıkla söyleyebilirim ki; uluslararası katılımın bu kadar yoğun, renklerin bu kadar canlı ve güzel olduğu bir başka şölen yılı daha hatırlamıyorum. Sunumlar, sergiler ve sunucular büyük bir beğeni topladı.

​11 farklı ülkeden gelen 15 folkör ekibi ve kültür elçileri, Bayburt’u adeta küresel bir kültür köprüsünün merkez üssü haline getirdi. Yeni Şehir Parkı’nda, Saray Bahçesi'nde ve Bayburt Üniversitesi Baberti Külliyesi Amfi Tiyatro'da sergilenen o muhteşem halk dansları gösterileriyle, uluslararası folklöre tabiri caizse doyduk. Kültürel zenginlik anlamında tarihi anlara şahitlik ettik.

​Sadece eğlence değil; şölenin bilimsel altyapısı da çok güçlü kurulmuştu. Bayburt Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Dede Korkut Sempozyumu, bilim dünyasını bir araya getirerek "ortak bellek ve ortak gelecek" vurgusuyla hafızalara kazındı. Sempozyumun ikinci gün oturumları da ilk günü aratmayacak bir derinlikte gerçekleşti.

​Bunun yanı sıra düzenlenen Kalkınma Çalıştayı ile şehrin gelecek vizyonu ve ekonomik potansiyeli masaya yatırıldı. Yöresel dokuma ve el sanatları sergisi ise geçmişin zerafetini bugüne taşıyarak el emeğinin en güzel örneklerini gözler önüne serdi.

EDEBİ DEĞERLER VE KAPANIŞ COŞKUSU

​Şölenlerin en zarif duraklarından biri şüphesiz edebiyat etkinlikleri oldu. Büyük bir titizlikle hazırlanan Şiir Gecesi, kelimelerin gücünü meydanlara taşıyarak adeta göz doldurdu. Şairlerin seslendirdiği eserler, dinleyicilere duygu dolu anlar yaşattı.

​Aynı kapsamda düzenlenen Dede Korkut Şiir Yarışması'nda ödüllerin sahiplerini bulması, şölene edebi bir tescil kazandırdı. Şiir dolu bu kapanış, Bayburt'un sanata ve sanatçıya olan tarihsel bağını bir kez daha perçinlemiş oldu. Kortej yürüyüşündeki o görkemli başlangıç, böylece çok estetik bir edebi finalle noktalandı.

 

GELECEĞE DAİR YAPICI ELEŞTİRİLER VE ALAN ANALİZİ

​26 yıldır bu sokaklarda şölen havası soluyan biri olarak, madalyonun diğer yüzünü de çevirmek ve gelecek yıllara ışık tutacak yapıcı eleştirilerimizi sıralamak vizyonumuzun bir parçasıdır. Organizasyonel kusursuzluğa tezat oluşturan bazı noktaları açık yüreklilikle konuşmamız gerekir.

​Etkinlik süresince dikkat çeken en belirgin durumlardan biri, alanlardaki genel kitle profilinin daha çok şehir dışından gelen misafirlerimiz ve gurbetçilerimizden oluşmasıydı. Yerleşik nüfusun, özellikle de memur, işçi, esnaf ve en önemlisi gençlik kesiminin etkinlik alanlarındaki genel katılım yoğunluğu beklenen düzeyin biraz altında kaldı.

​Bu noktada kendimize şu soruları sormamız gerekiyor: Katılımla ilgili anonslar, duyurular ve davet mekanizmaları yeterince aktif kullanıldı mı? Şehrin genel dokusuna hitap eden tanıtım ve reklam stratejilerinde bir güncellemeye ihtiyaç var mı? Genç kuşağı bu kültürel mirasın içine daha dinamik şekilde çekecek formülleri geliştirmek zorundayız.

 

PROGRAM ÇEŞİTLİLİĞİ VE EKSİK KALAN NOTALAR

​Şölenin genel bütününde hissedilen ve kitlelerin alana çekilmesinde rol oynayabilecek birkaç eksikliğe daha değinmek faydalı olacaktır. Programda geniş kitlelerin ilgisini çekecek yerel veya ulusal ölçekte tanınmış ses sanatçılarının yer almaması, bu yıl tamamen "konsersiz bir şölen" yapısı ortaya çıkardı. Dinamik bir müzik organizasyonunun eksikliği, özellikle genç neslin katılım motivasyonunu etkilemiş olabilir.

​Bunun yanı sıra, uluslararası ekipler göz kamaştırıcı bir yoğunlukta alanda yer alırken, ülkemizin farklı illerinden ve bölgelerinden gelen yerel folklör ekiplerinin azlığı dikkat çekti. Anadolu'nun kendi iç zenginliğini yansıtacak bölgesel renklere daha fazla alan açılabilirdi.

​Türk dünyasının birleştirici gücünü ve milli coşkumuzu simgeleyen şölenlerimizde, meydanlarda gözlerimizin aradığı Mehter Takımı’nın yokluğu da belirgin bir boşluk hissettirdi. Son olarak, sportif etkinliklerin programda yer almasına rağmen yeterince ses getirememesi ve sönük kalması da spor koordinasyonu açısından üzerinde düşünülmesi gereken bir diğer detay.

 

SONUÇ OLARAK...

​Uluslararası Dede Korkut Şölenleri, kurumsal iş birliğiyle organizasyonel anlamda çıtayı çok yüksek bir yere koydu. Valiliğin, belediyenin ve üniversitenin ortak çalışma kültürüne, uzaktan yakından gelen tüm kültür elçilerinin emeklerine sağlık.

​Gelecek yıllarda bu muhteşem kurumsal başarıyı, şehir genelindeki tanıtım ağını daha da güçlendirerek, kitlelerin ilgisini cezbedecek çeşitlilikte etkinlik formülleriyle taçlandırmak şölenlerimizi çok daha görkemli kılacaktır. Dede Korkut'un mirasına sahip çıkan tüm kurumlara şükranla...

Bu yazıyı paylaş: